Fatih’te Küçük Suriye: İyi Komşular, Muhtelif Kokular

Bir şehri yakından tanımak ve ruhunu hissetmek istiyorsanız yaşamın sürdüğü mahalleleri kıyı bucak keşfederek, bilinmeyen köşelerine adım atarak, insanlarının arasına karışıp sorular sorarak işe başlamanız gerekiyor. Adım adım yürüyüp, seslerini dinleyip, yerel mekanlarının ve sokaklarının yaydığı kokuların izini sürüp yani aslında tüm duyularınızı harekete geçirip keşfettiğinizde şehre bakış açınız değişiyor ve her anı hafızanıza kazınıyor.

İstanbul, bir yandan değişen dünya düzenine herkesten önce ayak uydurmaya çalışan, kaotik ve yorucu bir metropol olma görevini sürdürürken bir yandan da tarihi dokusu, hala yaşatmaya çalışılan mahalle kavramı, sokaklarının belkemiği olan esnafı ve sokaklardaki dayanışmanın temelinde yatan komşuluk ilişkileri ile eski ve özlediğimiz yüzünü bize göstermeye çabalıyor. İKSV’nin öncülüğünde gerçekleşen 15. İstanbul Bienali, bu yıl tam da bu ilişkilere parmak basıyor ve “iyi bir komşu” temasıyla sanatı birleştirerek farklı pencereler açıyor. Sadece bir kavramsal çerçeve sunmak yerine bize “iyi bir komşu”nun nasıl olması gerektiğini sorduran bu yılki bienal kapsamında Nerole ekibi geleneksel koku yürüyüşlerinden birine daha imza attı. Her yürüyüşte rotası ve kurgusu değişen yürüyüşlerin ortak noktası kenti koku duyusu üzerinden keşfetmek, gözden kaçanları burunlarla yakalamak ve koku hafızasını canlandırmak.

21 Ekim’de Nerole Co.’dan Cansu Şekular ve Uniq Gallery’den Kerim Kürkçü birlikte kurguladıkları rotada Fatih’in kalabalık sokaklarında farklı hikayelere ve köklere sahip ama birbirine komşu kültürler arasında katılımcıları yolculuğa çıkardılar. Küçük Suriye olarak da bilinen ve her köşesi sürprizlere açık bölgede katılımcılar duyularını biraz daha farkındalık içinde kullanmayı benimserken bölgenin koku profilini de hep birlikte çıkardılar. Yürüyüşün katılımcı kitlesi bile geçmişleri farklı olsa da aynı şehirde yaşayıp onu sahiplenmenin, komşu olmanın güzelliğini yansıtır biçimdeydi. Yürüyüşün bir parçası olan Suriyeli çevirmenler, farklı semtlerden gelen Türkler, iş sebebiyle yıllarını İstanbul’da geçiren İtalyanlar birlikte yürürken kendi küçük kültür mozaiklerini ve komşuluklarını oluşturdular.

Akşemsettin Caddesi’nin girişinde buluşup yola çıkan grupla ilk olarak bölgenin demografik yapısı ve mimari detaylarına dair bilgiler paylaşan Cansu ve Kerim sonrasında katılımcıları burunlarının rehberlik ettiği bir rotaya çıkardı. Bölgenin Suriyeli göçmenlerden oluşan yoğun nüfusunun izleri sokaklarda da görülebiliyordu. Büyük kısmı ülkelerindeki savaştan kaçarak gelen ve bölgeye yerleşen Suriyeli komşular, hayata kaldıkları yerden devam etmek ve memleketlerine duydukları hasreti de yaşatmak için kendi kültürlerini, lezzetlerini, adetlerini yaydıkları rahatlıkla görülebiliyordu.

Caddenin başındaki peynir dükkanı Suriye’ye has reçetelerle keçi sütünden kendi peynirlerini üretirken az ilerisinde çektiği kahve çekirdeklerinin kokusu metreler öteden yürüyenleri kendine çekiyordu. Mırra ismini de verdikleri şekersiz, sert ve kakuleli kahvenin tadı o gün akılda en keskin kalan kokuların ne olacağının ipuçlarını da verdi. Kültürel koku kodlarından biri olan kakuleyi bölgeye taşıyan Suriyeliler, kendine has dünyalarını bu bölgede kurarken aslında koku-mekan ilişkisine farkında olmadan katkıda bulunuyorlar. Bundan birkaç yıl önce belki çok daha farklı kokulara sahip olan caddede artık bol bol kakule ve sert kahve kokusu duymak ve bunu her duyuşta o bölgeyle ilişkilendirmek mümkün.

Rota boyunca geleneksel tatlıcısı, esnaf lokantası, parfümcüsü, aktarı (*) derken Suriyelilerin bir mahallede olması gereken tüm birimleri kısacası “Küçük Suriye”yi kurduklarını gözlemlendi. Her yürüyüşte olduğu gibi katılımcılar koku aracılığıyla farklı anılarını hatırlayıp farklı duygular hissettiler. Yıkanan bir apartman girişinden yayılan çamaşır suyu-sabun karışımı koku kimilerini çocukluğunda mahalleye ve o mahallenin ritüellerine götürürken kimileri gül suyunu koklayıp tadarken bu suyu hayatından eksik etmeyen büyükannesini hatırladı. Bazı anılar mutlu, bazı anılar hüzün vericiydi onları tanımlayanlar için. Koku hafızasının nasıl çalıştığını, minik bir kokunun beynin gizli bölmelerindeki çekmeceleri nasıl açtığını ve zamanda yolculuk yaptırdığını gören katılımcılar için başlı başlına bir deneyimdi Fatih rotası. Ve tabii komşuları tanımak ve anlamak için de…

Suriyelilerin geleneksel tatlılarından biri olan kaymaklı kurabiye. Dışı çıtır, içi yumuşak olan bu ilginç tatlı, reçetesinde bulunan gül suyu ile tat-koku ilişkisini ilk lokmada hissettiriyor.

 

(*): Aktar kelimesinin kökeni Arapça’da güzel koku ve güzel kokmak anlamına gelen “ıtr” kelimesinden geliyor. Eski dönemlerde güzel kokulu, şifalı bitki ve baharat satan kişilere verilen isim “attar” zaman içinde değişime uğrayarak “aktar” halini almıştır. Ama hala şehrimizde ve hatta ülkemizde attar ismini kullanan hatırı sayılır ölçüde komşumuz bulunuyor.

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir