Koku, Şehir, Tasarım ve Fazlası: Nerole Kimdir, Neler Yapar?

Yaşadığımız deneyimleri birebir karşı tarafa aktarmak bulunduğumuz modern çağda artık kolay ve emek istemeyen bir iş. Günden güne dijitalleşen hayatlarımızın “an”larını, seslerini, lezzetlerinin görüntülerini teknolojinin yardımıyla binlerce kilometre öteye bile ulaştırabiliyoruz. Peki ya “koku”yu iletmek, “koku”yu anlatmak veya daha da önemlisi “koku” yoluyla iletişim kurmak? Bunu nasıl yapabiliriz, hiç düşündünüz mü?

Dinleyerek, görerek, yazarak ve dokunarak iletişim kurduğumuz, aklımızdakileri anlatmaya çalıştığımız bir dünyada kokuyu da bir iletişim aracı olarak kullanabileceğimizin farkında olanların sayısı eminiz ki çok azdır. Bu farkındalığı arttırma noktasında devreye Nerole giriyor. Günde yaklaşık 20 bin defa nefes aldığımız ve yaşamaya devam etmemizi sağlayan burnumuzun solunum sisteminin bir organı olmaktan çok daha fazlası olduğunu ve aldığımız nefeslerin bizi koku dünyasına götürürken yepyeni bir iletişim kanalı açtığını anlatmak aslında bizim Nerole olarak yola çıkarken kurduğumuz hayallerden biri. Bir şehri sadece sokakları, yemekleri, insanları ile değil kokularıyla da anlatabilmek, bir edebi çalışmayı veya sanat eserini koku dünyasından geçirerek sunmak bizim işlerimizin temelini oluşturuyor. Bu temeli atarken hafızalarda bu duyunun yer etmesi, gerçek anlamda koklamayı öğrenmek, farkındalık yaratmak, kokuyu bir iletişim aracı olarak kullanmak ve nostalji duygusunu koku aracılığı ile hissettirmek gibi amaçlar bize yol gösteriyor.

Koku Yürüyüşleri – Semti Kokla

Bir semti veya mahalleyi keşfetmenin en iyi ve akılda kalan yolu rehber olarak ayaklarımızı seçmektir. Yani yürüyerek adım adım her sokağına girmek, gerekirse kaybolmak ve yerlisiyle konuşarak derinlerine inmek bizi bir süreliğine de olsa o semtin bir yaşayanı gibi hissettirir. Biz bu semt keşiflerinde ikinci bir rehberi yanımıza alıyor ve farklı bir açıdan o sokakları keşfe çıkıyoruz. Burnumuzun rehberlik ettiği semt yürüyüşlerinde sokakların havasını, duvarlarını, apartman girişlerini, esnaf lokantalarını, kıraathanelerini ve akla gelen her yapıtaşını kokluyor veya yayılan kokunun izinden giderek semtin bilinmeyenlerini keşfediyoruz. Fatih, Dolapdere, Gedikpaşa, Adalar, Kadıköy ve daha nice farklı yerde deneyimlediğimiz ve yürümeye devam ettiğimiz sokaklarda İstanbul’u, kokuları ve hafızamızda canlandırdıklarıyla keşfediyoruz.

Koku Odaklı Deneyim Tasarımı

Deneyim kelimesi sözlük karşılığı olarak belirli bir sürede kazanılan bilgilerin bütününe karşılık gelir. Genellikle gördüğümüz, yaşadığımız, duyduğumuz her şey bize tecrübe kazandırır; bilgi birikimimize bir tuğla daha ekler. Nerole olarak deneyim yaşamayı ve bunu da hayatımızın parçalarına eklemeyi kokuları odağımıza alarak gerçekleştiriyoruz. Koku odaklı deneyimler tasarlayarak koku hafızamızda yeni kapılar açıyor, bazen de eskilere doğru yolculuk yaptırıyor ve sonunda anılarınıza kazınacak bir deneyimi daha bilgilerinize ekliyoruz. Bu tasarımlarda odak koku olurken, gastronomiden, mimarlık tarihinden, kent-mekan ilişkilerinden, seslerden ve edebiyattan ilham alarak bütün duyularınızı harekete geçiren projeler üretiyoruz.

Koku Odaklı Sanat

Çağdaş sanatın sınırsız özgürlük alanına sahip olması bizde de yaratıcı duygular uyandırıyor ve kokuyu merkeze alarak sanat projeleri üretmemize imkan tanıyor. Olfactory art ismiyle de bilinen bu projelerde bir tablo, müzik eseri, sergi veya filmi koku ile anlatarak zihinlerde sanata farklı bir duyumuzdan bakıyoruz. Bazen bir bienal eserinin hikayesini, bazen bir kısa filmi bazen de bir mimari eseri kokularıyla keşfediyoruz. Kulağa sınırları zorlayıcı gelse de 20. yüzyılın başından bu yana modern sanatın bir parçası olan kokulu sanat halen dünyada özellikle bienal çalışmalarında önemli bir yer tutuyor.

Bir İletişim Biçimi Olarak Koku

Nerole olarak bizler marka, iletişim, tüketici, hedef kitle gibi tanımlamaların günümüz dünyasında kısıtlı bir biçimde anlatıldığını düşünüyoruz. Dolayısıyla bu ticari yaklaşımın hafifletilmesi sağlayacak şu soruları soruyoruz:

  • Tüketici deneyimi tasarımı nedir? Neden önemlidir?
  • Yeni dünyada sosyal bilimlere neden daha fazla ihtiyaç duyuluyor?
  • Biz nasıl katma değer yaratıyoruz?

Cevap olarak başlangıç noktamızı bir duyudan belirledik; koku duyusu. Duyular arasında aslında, yaşadıklarımızla en fazla bağ kurabilen ama bunun farkında olmadığımız duyumuz olduğu için. İster marka, ister sanat kuruluşu, isterse birey; hepimiz farkındalık eşiğimiz yüksek olarak çevre ile iletişim kurduğumuzu varsayıyoruz. Biz bu farkındalığımızı gerçek anlamda yüksek tutabilmek için cevabı koku ile arıyoruz. Koku deyince akıllara parfüm, kişiye ya da bir markaya özgülük gibi beylik yaklaşımlar, yani ortam kokulandırması veya koku yerleştirmesi gibi fikirler geliyor. Oysa işin bir de pratik boyutu var. Bir iletişim biçimi olarak kokuyu kavramak; tüketici deneyimi tasarımı, duyuların kullanımı, gündelik hayat pratikleri, davranış biçimleri, salt pazarlama okumalarından ziyade olaylara arası yaklaşım gerektiriyor bir anlamda. Bilgiye ulaşma aracı olarak farklı başlıklarda tasarlanan deneyim temaları, dile gelemeyenleri, iletilmek istenen mesajları düşününce şöyle başlıklar kafamızda sıralanıyor: Psikoloji, sosyoloji, nöroloji, uluslararası ilişkiler, antropoloji, siyaset, kültür ve sanat tarihi, mimarlık, kültürel incelemeler, iletişim, göstergebilim (semiyotik).

İşte bu gibi disiplinleri içeren yaklaşımları sahiplenerek, bakış açılarını birleştirdiğimiz, koku duyusunu temel aldığımız uygulamalarla projeler üretiyoruz. Geliştirdiğimiz yaklaşımla klasik matematik problemlerinin haricinde daha eğlenceli ve hayatın içinden fikirler oluşturuyoruz.

Şunlar da hoşunuza gidebilir